Geliştiren liderler, başarılarını ekipleriyle paylaşabilecek zengin bir gönle sahiptirler. Ülkemizin başarılı takım liderlerinden Fatih Terim’in anlattığı şu hatıra, başarı hazzını ekiple paylaşmanın güzel bir örneğidir.
“1999-2000 Sezonu’nda Galatasaray takımıyla UEFA Kupası’nı kazanmıştık. Yeşilköy Havalimanı’na indiğimizde, yer gök insan olmuş, bütün Türkiye âdeta bizi ayakta karşılamıştı. Yol boyunca büyük tezâhüratlar yapılıyordu. (s.98) Taksim Meydanı’nda da büyük bir kutlama planlanmıştı. Bizi taşıyan otobüs, taraftarların yoğun ilgisi sebebiyle yavaş yavaş ilerliyordu. Herkeste heyecan doruktaydı. Topkapı’ya doğru yaklaşmıştık ki, bir ara ben otobüsten kimseye fark ettirmeden indim ve bir taksiye atlayıp evime ulaştım. Oyuncularımı taşıyan otobüs Taksim’e ulaşınca, beni aralarında göremeyen program tertip heyeti büyük bir şaşkınlık yaşamışlardı. Çünkü ben o heyecanı, evimde ailemle birlikte televizyondan izlemeyi tercih etmiştim. Şayet ben Taksim’e gitseydim, iltifat ve tezâhuratlar çoğunlukla bana yönelecekti; fakat ben istedim ki, o başarıya birlikte imza attığımız oyuncularım, arslanlarım başarının bu hazzını tatsınlar. Zira ben zaten o hazzı sürekli tadıyordum. Takım olmak, hazza da ortak olmak demekti.”
(Dr. Adem Ergül, Şahsiyet Dili ve Geliştiren Liderlik, Erkam Yayınları, İstanbul 2017, s.98,99)






























