Ana Sayfa İLKELERİMİZ

İLKELERİMİZ

Yayın Çizgimiz

Değerlerin ve ilkelerin olacak! Yalnız olmakla kalmayacak, yolunu, çizgini, üslubunu, esaslarını, töreni de belirleyecek. Senin de bunlara sadakatin ve vefan olacak.

Çıkarken yolumuzun töresini, fikrimizin esaslarını, yayın çizgimiz olarak açıklıyoruz.

Bir Tuğ Töresi

“Allah’ın birliği ve yüce Peygamberimizin risaleti dışında hiçbir mutlak hakikat tanımıyoruz.”

“Seferle yükümlüyüz, zaferle değil.” Üzerimize düşeni yapıp, neticeyi Allah’a bırakacağız. Zaferle değil seferle yükümlü olduğumuzu unutmayacağız.

Güzel ve makul öğütlerle davet edeceğiz, gerektiği zaman da en güzel tarzda mücadele edeceğiz.

Zorlaştırmayacağız, kolaylaştırmaya çalışacağız. Korkutmayacağız, müjdeleyeceğiz.

Her meselede itidal ve denge üzere olmaya gayret göstereceğiz.

Pergelimizin sabit ayağını değerlerimizde bırakarak, kalem ayağı ile elimizden geldiğince, dilimiz-kalemimiz yettiğince açılarak, her kesimi kucaklayacak şekilde açık tutmaya çalışacağız.

Üslup, karakterin belirlediği bir husustur. Herkes karakterinin gereğini sergiler. Herkes kendine yakışanı yapar. Biz de kendimize yakışanı yapacağız. Üslubumuzu namus bileceğiz. Herkese üslubunca cevap vermek edepsiz ile edepsiz, deli ile deli, ahlaksız ile ahlaksız, cazgır ile cazgır olmayı getirir. Hayır! Biz hiç üslubumuzu bozmayacağız. Her durumda kendimiz olacağız: Vakur, akl-ı selim, ahlaklı, sağduyulu, edepli. Seviyesizliği muhatap alıp boşa harcanacak enerji ve zamanımız yok. Motivasyonumuzu bozmayacağız.

Provokasyon ve tahrikleri sağduyu ile savuşturup asla menfi hareketlere tevessül etmeden “Mesleğimiz tahrip değil, tamirdir” ilkesini benimseyeceğiz. Ve her zaman birlik ve dirlikten yana tavır alacağız.

Görüntüyle ilgili olandan, güncel olandan, popüler-konjonktürel konulardan elimizden geldiğince uzak duracağız. Sonuçlardan ziyade sebeplerle-süreçlerle ilgileneceğiz.

Bir dönem siyasette ahlakımızla, onurumuzla, kişiliğimizle yer aldık. Ne olduğunu biliyoruz. Eflatun’a atfedilen sözü bugüne taşırsak, “siyasetle ilgilenmeyenleri bekleyen kaçınılmaz sonuç, cahiller, hırsızlar, yolsuzlar tarafından yönetilmeye razı olmaktır”. Tabii ki siyasetle ilgileneceğiz. İnsanın olduğu yerde siyaset de olacaktır. Kamuoyuna fikir beyan eden bir yapının siyasetle ilgilenmemesi düşünülemez.  Ancak siyasetle, bizi ilgilendirdiği oranda ilgileneceğiz. Siyasetle ilgileneceğiz ancak politikacı olmayacağız. Siyaseti meslek ve meşrep haline getirmeyeceğiz. Politikadan  geçinmeyeceğiz. Siyasetle oturup siyasetle kalkan bir toplumda siyasete mesafe koymak çok zor, deneyeceğiz.

Güzel bakıp güzel göreceğiz.

Bildiğimizi paylaşıp, bilmediğimizi talep edeceğiz.

Hakikat ile aramızdaki engelleri kaldırmak gayreti içinde olacağız.

Kendimize davet etmeyeceğiz, hakikate davet edeceğiz.

Konulara fayda-zarar (çıkar) açısından değil ilkesel bakacağız. Haksızlık karşısında susmayacağız. Milletin hukukunun çiğnenmesine, mazlumlara gadredilmesine sessiz kalmayacağız. Biz hep ilkelerden, mazlumdan, mağdurdan yana taraf olacağız. Tarafsız değil, dürüst olacağız.

“Doğru sadece benimki” demeyip, doğrularımızın yanında başka doğruların da olacağı gerçeğinden hareket edeceğiz. Doğru kabul ettiklerimizin yanlış, yanlış kabul ettiklerimizin de doğru olma ihtimali olabileceğini aklımızdan çıkartmayacağız. Hiçbir zaman insafı elden bırakmadan, kimin olursa olsun, kimde olursa olsun doğruya doğru, yanlışa yanlış diyeceğiz. Doğruyu kim söylerse söylesin kabul edecek, yanlışı kim söylerse söylesin itibar etmeyeceğiz.

Hiçbir düşünceyi toptan kabul ve reddetmeyeceğiz. Tepkiselliği aşıp, muhatabımızı anlamaya çalışıp, söylediklerinde gerçek payı arayacağız. Hep anlama çabası içinde olacağız. Hissi davranmayacağız. Reaksiyoner ve tepkici olmaktan kaçınacağız.

Herkese ulaşabilecek, her kesimi kucaklayacak bir gayretin içinde olacağız. Herkesle birebir insani ilişkiler geliştirmeye çalışacağız. Her kesimle irtibatlı, herkesle diyalog halinde olmaya çalışacağız.

Ayrıştırmayan birleştiren, bölmeyen bütünleştiren olmaya gayret göstereceğiz.

Ortak akılla çözülemeyen, münakaşa sebebi olan konuları, inatlaşmaya götürmeden,  zamanın hakemliğine havale edeceğiz. Said Nursî’nin dediği gibi “Zaman en iyi müfessirdir; kaydını izhar etse itiraz olunmaz.”

Düşünce ve hareketimizi başkalarına düşmanlık üzerine kurmayacağız.

Nüansları, tonları, ara renkleri ayırt etmeye çalışıp, saygı duyacağız.

“Sebep olan işlemiş gibidir” kaidesince iyi şeylere vesile olmaya ve teşvik etmeye, kötülükten kaçınmaya ve kaçındırmaya çalışacağız. Hep pozitif mesaj vereceğiz. Nefretten ve negatiflikten uzak duracağız. Başarıyı alkışlayacağız.

Sorgu(lama)ya kendimizden başlayacağız. Her an ve her zaman ciddi muhasebe içinde olacağız.

Kişilerle, kimliklerle, kurumlarla hasımlığımız, hısımlığımız yok. ‘Maruf’la muhabbetimiz, ‘münker’le de mücadelemiz var. Durum bu kadar basit ve bu(ndan ibaret) . Değerlendirme konularımız fikirler ve tutumlar olacak, kişiler değil. Kişi(lik)lerle uğraşmayacağız. Şahsiyetler ile fiillerini birbirinden tamamen ayırarak meselelere bakıp, kişiliğe yönelik en ufak bir hakarette yahut kötülemede bulunmayacağız. Hiç kimsenin onur, şeref, izzet, haysiyetine dönük yayın yapmayacağız. Kişiye ve kişiliğe değil, kusura ve ayıba yükleneceğiz. Kimsenin özeline girmeyeceğiz, özel hayatını kurcalamayacağız.

İhtimaller, zanlar üzerinden değil, gerçekler üzerinden yayın yapacağız. Hissiyatı değil, fikri esas alacağız. Herkesin temel haklarına saygı duyup, onurunu gözeteceğiz. Şahısların hukuklarına dikkat ettiğimiz kadar, grupların, toplulukların ve kurumların hukuklarına da saygı göstereceğiz. Gerekirse özür dileyeceğiz, helallik alacağız.

Ancak bir fayda çıkaracaksa, yani bir anlamı olacaksa yazacağız. Yoksa sırf olsun diye yazmayacağız. Maksadımız gürültü çıkarmak değil, düşünce üretmektir, inşadır.

Kıyl-ü kal ile işimiz olmayacak.

Görülmektense görmeye odaklanan bir yayıncılık yapacağız.

“Ben-Biz” iddiasının şirk olduğunu akıldan çıkarmadan, kibre kapılmadan, nefse yenilmeden, başarıyı sadece Allah’a vereceğiz.

Eleştirileri her zaman dikkate alacağız, yayınlayacağız, birlikte değerlendireceğiz. Ders çıkaracağız.

İlkelerimizi geliştireceğiz.

Allah’ın izniyle bu ilkelere sadık kalmaya çalışacağız. Dönüp tekrar ber tekrar ilkelerimizi okuyacağız.   İnsanız, unutabiliriz, yanılabiliriz, ayağımız kayabilir, dilimiz sürçebilir, yanlış da yapabiliriz. Atladığımız hususlar olursa, hatalarımız olursa, yanlışlarımız olursa hatırlatırsanız mutlu oluruz. Hatadan dönmeyi erdem bileceğiz. Gerekirse özür dileyeceğiz, telafi edeceğiz

Ve sadece işimize bakacağız…