Liseyi yeni bitirmişti. Millî Eğitim Bakanlığı’nın açmış olduğu Avrupa’ya öğrenci gönderme sınavına girdi ve kazandı. Sonra Fransa’ya gitti. Ancak bir sürprizle karşılaştı. Fransa o dönem Türkiye’deki lise diplomalarının denkliğini kabul etmiyordu. Topçu, Fransız Lise diploması için bir liseye kaydoldu böylece hem lise diploması aldı hem de Fransızcasını geliştirdi. Sonra üniversiteye başladı, onu da bitirdi. Doktorasını da yüksek bir başarıyla tamamladı. Yaptığı çalışma Sorbonne Üniversitesi Felsefe Jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçildi. Üniversitenin geleneğine göre birinci seçilen öğrenci mutlaka ödüllendiriliyordu. Bunun üzerine yetkili kişi durumu anlattı ve ödül seçeneklerini şöyle sıraladı.
– Bir altın saat mi? Amerika veya Kuzey Avrupa’ya bir mavi yolculuk mu? Hangisini tercih ederseniz?
Nurettin Topçu, kararlı ve kendinden emin bir şekilde,
– Hiç birini! dedi.
– O halde ne istiyorsunuz? diye sordu. Topçu isteğini şu şekilde açıkladı.
– Sorbonne Üniversitesi’nin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat ay yıldızlı Türk Bayrağı’nın dalgalanmasını istiyorum! Yetkili önce şaşırdı, sonra
-Derhal bu isteğiniz yerine getirilecektir! dedi ve yirmi dört saat Türk bayrağı Sorbonne Üniversitesi’nin giriş ve çıkış kulelerinde dalgalandı.[1] Yapılan teklife Topçu’nun verdiği cevap, duyan herkeste hayret ve hayranlık bıraktı.
Nurettin Topçu, 1909’da İstanbul’da doğdu. Erzurum’lu bir ailenin çocuğudur. Babası Ahmet Efendi, annesi ise Eğinli (Kemaliye’nin eski ismi) Fatma Hanım’dır. Dedesi askerliğini topçu olarak yaptığından aileye Topçuzâdeler denmiştir. Babası, Erzurum’da tahıl ve hayvan ticaretiyle uğraşırken, İstanbul’a geldikten sonra bir kasap dükkânı açar ve geçimini oradan sağlamaya çalışır. Nurettin’in çocukluğu İstanbul’da geçer. Önce Reşit Paşa Numune Mektebi’ni bitirir (1922) sonra orta öğrenimine Vefa İdadi’sinde devam eder. Sakin, biraz da içe dönük bir mizaca sahip olan küçük Nurettin, daha o yaşlarda küçük bir sandıkta kitap ve gazete biriktirir. Bu sırada imlâ öğretmeni Nafiz Bey, ona Mehmet Akif sevgisini aşılar. Bu süreçte babasını kaybeder. Daha sonra eğitimine İstanbul Erkek Lisesi’nde devam eder ve oradan mezun olur. Bu sıralar felsefeyle ilgilenmeye başlar.
Yüksek öğrenimi için Fransa’ya gider. Fransa’da lise diploması aldıktan sonra Strasburg Üniversitesi’ne gider ve felsefe öğrenimine başlar. Bu sırada kendisinden önce Paris’e gelen Ali Fuat Başgil, Remzi Oğuz Arık ve Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu gibi Türk öğrencilerle tanışır. Onlardan bazılarıyla dostluğu Türkiye’ye döndükten sonra da devam edecektir. Topçu, Strasburg’da ahlâk felsefesiyle ilgili hazırladığı tezini savunur ve mezun olur. Sonra Sorbonne’da doktoraya başlar. O, Avrupa’ya giden Türk öğrenciler arasında ahlâk üzerinde çalışan ilk kişi ve Sorbonne’da felsefe üzerine doktora yapan yine ilk Türk’tür. Topçu zamanı o kadar iyi değerlendirir ki Fransa’da kaldığı kısa süre içinde lise üniversite ve doktora eğitimini tamamalar. Tezini bitirdikten sonra Fransa’da kalması yönündeki teklifler alır, fakat kabul etmez ve 1934’te Türkiye’ye döner. Galatasaray Lisesi’nde felsefe öğretmeni olarak göreve başlar. Topçu’ya lise müdürü bazı öğrencilerin notunu yükseltmesini ister, fakat Topçu yükseltmez. Ancak bedelini İzmir Lisesi’ne tayininin çıkarılmasıyla öder. Sonra baba dostu Hüseyin Avni Ulaş’ın kızı Fethiye Hanım’la evlenir, fakat bu evlilik iki yıl kadar sürer. Sonra bir daha evlenmez.[2] İzmir’de bulunduğu yıllarda Hareket Dergisi’ni çıkarmaya başlar, derginin 4. sayısında “Çalgıcılar Yine Toplandı” adlı yazısından dolayı İstanbul Vefa Lisesi’ne tayini çıkarılır. Burada dört yıl çalıştıktan sonra Denizli İnönü Lisesi’ne tayin edilir. 1944’te de İstanbul Erkek Lisesi’ne tayin edilerek on yıllık sürgün hayatı sona erer. Arada Vefa ve Haydarpaşa liselerindeki öğretmenlikleri dışında emekliliğine kadar on sekiz yıl burada çalışır. Bu arada felsefe doçenti olur. Bir süre Hilmi Ziya Ülken’ in kürsüsünde ahlâk dersleri verir. Fakat İstanbul Üniversitesi kurullarınca kadroya alınmaz. Ayrıca Robert kolejinde ve İstanbul İmam-Hatip Okulu’nda da derslerine girer. 1960 ihtilâlinden sonra bu ek görevlerine son verilir. 1974’te yaş haddinden emekli olur. Yaklaşık bir yıl sonra da kısa süren bir hastalığın ardından 10 Temmuz 1975’te vefat eder. Ertesi gün Fâtih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Topkapı Kozlu Kabristanı’nda defnedilir.
Topçu’nun felsefî düşünce ve yorumlarını tasavvuf anlayışı doğrudan etkilemiştir. Fransa dönüşünde bir ara ruhsal sıkıntılar yaşar. O süreçte Abdülaziz (Bekkine) Efendiyle tanışır ve sorularının cevabını onda bulur. Hayatı boyunca onunla alakasını kesmez. Ona göre İslâm felsefesi esas itibariyle tasavvuf olmalıdır. Aristo’ya dayanan Meşşâîlik’in İslâm felsefesi olamayacağını belirtir. O, derviş-meşrep, katıksız bir çağdaş Türk filozofudur. Fikrî ve siyasî faaliyetlerini Türk Kültür Ocağı ve Milliyetçiler Derneği’nde, bazı faaliyetlerini de Millî Türk Talebe Birliği, Aydınlar Ocağı ve Türkiye Millî Kültür Vakfı’nda yapar. Topçu, coğrafya olarak Anadolu’yu, tarih ve kültür olarak da Selçuklu ve Osmanlıyı merkeze alır. Bunları kuşatan ve koruyan bir daire olarak da İslâm’a özellikle de tasavvufa dikkat çeker.[3]
Milliyetçiliği İslâm merkezli ele alır. Turancılığı eleştirir. Aynı zamanda İslamcıların dini milletten ayıran yaklaşımlarını, ayrı bir zihin karışıklığına neden olduğu gerekçesiyle eleştirir. Anadolucuların Türk milletini ve milliyetçiliği tarif için Malazgirt Savaşı ile başlattıkları bin yıllık tarih vurgusunu ve vatan olarak Anadolu ısrarını paylaşan Topçu, bu tarife belirleyici bir unsur olarak İslâm’ı ve tasavvufu ekler. Bu manevi milliyetçiliğin temellerinin Melikşah, Mevlânâ, Yûnus, Fâtih ve Yavuz gibi Türk siyaset ve maneviyat büyükleri tarafından atıldığını söyler. Ona göre mesuliyet iradesini Allah’tan almayan, halkın karşısında sorumluluk tanımayan bir idare haklı ve âdil bir milliyetçilik rejimi olamaz.[4] “Biz Anadolu’nun coğrafyasında İslam’ın ruhunu yücelten ve toprağın çehresine İslam’ın ruh ve karakterini sindiren ruhçu bir milliyetçilik davasına bağlanıyoruz.”[5] der. Onun milliyetçilik anlayışı, tepkisel bir yaklaşımdan öte kuşatıcı ve kucaklayıcı, İslam’dan beslenen yaşanabilir ve yaşatılabilir sosyal bir nizamdır.
Topçu, Türkiye’nin kapitalist ekonomik sistem ve ahlâk anlayışına doğru kaymaya başladığı DP iktidarının ilk yıllarından itibaren İslâm sosyalizmini savunur. Ancak Onun savunduğu, Marksist ve devrimci sosyalizmden çok farklıdır. O, aklın din ve yönetime hâkim olduğu ahlâkçı bir sistemden yanadır. Topçu, meselelere ahlâk açısından yaklaşır. O, tenkitçi bir bakış açısıyla yeni bir insan, millet ve devlet modeli inşa etmeye çalışır. Duygu, akıl, sezgi ve aşk kavramlarını yeniden yorumlayıp ahlâk ağırlıklı bir felsefe oluşturmayı düşünür. Metafiziği dışlayan felsefî yaklaşımlara karşı çıkar. Topçu’nun ahlâk anlayışını dayandırdığı iç içe üç ana kavram vardır. Onlar; İsyan, hareket ve iradedir. İsyan; İnsan, gerçeğe ulaşabilmek için önce kendi bencil arzularına karşı isyan etmelidir. İsyan, sonsuzluk iradesinin nefsin ihtiras ve zulmüne karşı ayaklanmasıdır. Mutlak iradeye boyun eğmek, insanın kendi kendine isyanıdır. Bu isyan Allah iradesine ulaşınca itaate dönüşür. Hareket; bir üst mertebeye ve sonsuzluğa doğru değişmedir. O, “İnsanla Allah’ın bir terkibidir”. İrade ise, Allah’a kadar yükselmek isteyen içsel, mistik bir kuvvettir.[6]
Topçu’nun eserlerini külliyat olarak Dergâh Yayınları neşretmiştir. Onlardan bazıları şunlardır: Türkiye’nin Maarif Davası, 1997. Ahlâk Nizamı, 1997. Yarınki Türkiye, 1997. İradenin Davası, 1998. İslâm ve İnsan, 1998. Kültür ve Medeniyet, 1998. Mevlâna ve Tasavvuf, 1978. İsyan Ahlâkı (doktora tezi), 1995. Bergson (doçentlik tezi), 1998. Taşralı (hikâyeler), 1998. Reha (roman), 1999.
***
| Nurettin Topçu İstanbul İmam Hatip Okuluna derslere girer. Ay sonunda maaş bordosu düzenlenir. Fakat Topçu, bordoyu imzalamaz. Okul müdürü Mahir İz Topçu’yu çağırır ve neden imzalamadığını sorar. Topçu şu cevabı verir. “Burası din mektebi, buraya ben ibadet niyetiyle geliyorum. İbadetten para alınır mı?” |
KAYNAKÇA
Ali Rıza Genç, Nurettin Topçu’nun Din Eğitimi ile İlgili Görüşleri, (Yüksek Lisans Tezi) Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı, Adana, 2008.
Buket Kayışlı, Nurettin Topçu ve Hilmi Ziya Ülken’ in Eğitim Düşünceleri ve Eğitim Felsefeleri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Araştırma (Yüksek Lisans Tezi), Fırat Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı, 2012.
https://www.gazetebirlik.com/yazarlar/sorbonne-universitesinde-dalgalanan-turk-bayragi/ (erişim, 7.7.2020).
İsmail Kara, “Topçu, Nurettin” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,C 41, s. 248-253, Ankara 2012.
Nurettin Topçu; Ahlak Nizamı, Hareket Yayınları, İstanbul, 1970.
Nurettin Topçu; İsyan Ahlakı, Hareket Yayınları, İstanbul, 1995.
[1] Ali Rıza Genç, Nurettin Topçu’nun Din Eğitimi ile İlgili Görüşleri, (Yüksek Lisans Tezi) s. 4; Mahmut Bıyıklı, “Sorbonne Üniversitesi’nde Dalgalanan Türk Bayrağı”, https://www.gazetebirlik.com/yazarlar/sorbonne-universitesinde-dalgalanan-turk-bayragi/ (erişim, 7.7.2020).
[2] Buket Kayışlı, Nurettin Topçu ve Hilmi Ziya Ülken’ in Eğitim Düşünceleri ve Eğitim Felsefeleri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Araştırma (Yüksek Lisans Tezi), s.11-12.
[3] Ayrıntılı bilgi için bkz. İsmail Kara, “Topçu Nurettin” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,C 41, s. 249; Nurettin Topçu, İsyan Ahlakı, s. 9-20.
[4] İsmail Kara, “Topçu Nurettin” age, s. 250-252
[5] Nurettin Topçu; Ahlak Nizamı, Hareket Yayınları, s.113.
[6] Bkz. İsmail Kara, “Topçu Nurettin” age, s. 250.






























