Ana Sayfa YAŞAM SAĞLIK Hangi macun?

Hangi macun?

 Diş hekimlerine en çok sorulan sorulardan biri, hangi diş macunu ve diş fırçasının kullanılması gerektiği. Peki, siz diş hekiminizden tam anlamıyla bunun cevabını alabildiniz mi? Eminim ki hayır.

   Doktora yeterliliğime çalışana kadar ben de diş macunu ve kremlerinin marka ve içeriklere bu kadar hakim değildim. Biz diş hekimlerinin klinisyenlik kısmı ve ağız içi pratik uygulamaları o kadar fazla ki, koruyucu önleyici tedavilere zaman ayıramıyoruz. Umarım bu yazılarda sık sık benim de uzmanlık alanım alan koruyucu önleyici tedavilerle ilgili konuşacağız.

   Ağız ve diş sağlığında fırçalama tekniğinin ve mekanik temizliğin öneminin, kullanılan ürünlerden çok daha önemli olduğunu söyleyerek macun seçimlerimizi neye göre yapacağımızdan kısaca bahsedelim.

     Arkeologlar, insanların binlerce yıldır ağız hijyeni uyguladıklarına dair pek çok sayıda kanıt bulmuşlardır. MÖ 5000’de Mısırlılar, öküz toynaklarının toz külleri, mür (reçine), toz haline getirilmiş yanmış yumurta kabukları ve pomza içeren bir diş tozu kullanmışlardır. Diş macunları, 1900’lerin başında geleneksel sabun ve aşındırıcı modelden, kalsiyum florür ve daha sonra sodyum florür gibi kimyasallar içeren yeni “modern” diş macunlarına doğru değişmiştir.

   Ağız ve diş sağlığı, genel sağlığımızın önemli bir parçasıdır. Toplumsal ve bireysel anlamda ağız ve diş sağlığımızın korunmasının temelini ise diş fırçalama oluşturur. Diş fırçası ve diş macunu ile dişler etkin bir şekilde temizlenip, plak kontrolü sağlanabilirse, meydana gelebilecek karmaşık dental tedavilerin önüne geçilmiş olur. Diş fırçası ile mekanik olarak plağı uzaklaştırmamız mümkündür. Diş macunu ise birçok dental hastalık ile durumun kontrolü ve tedavisinde önemli rol oynamaktadır. Diş çürüğü, dentin aşırı hassasiyeti, gingivitis (diş eti iltihabı), halitosis (ağız kokusu) bunlara örnek olarak gösterilebilir. Bunun yanı sıra diş renklenmelerinin giderilmesi için, üretici firmalar diş macunlarının içeriğine farklı terapötik ajanlar da ilave etmişlerdir. Amaca göre farklılaşan içerikleriyle beraber, diş macunlarının gerek marketlerde gerekse profesyonel olarak satışa sunulan eczanelerde geniş bir ürün yelpazesinin bulunması, hastaların bireysel diş macunu seçimini zorlaştırmaktadır. Diş macunlarının içeriklerini bilmek ve hastaları bireysel ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirmek diş hekimlerinin görevi ve sorumluluğudur.

   Çürükten korunma amaçlı kullanılan macunlara bakacak olursak içeriğinde florür ve bileşenleri olan macunlar ilk seçeneğimiz olmalıdır. Diş macunlarının içeriğindeki florür, etkinliği bilimsel olarak da kanıtlanan en önemli terapötik ajandır. Gün içerisinde karbonhidrat içerikli besinlerin asit ataklarına maruz kalan mine dokusu demineralizasyona uğrar. Demineralizasyonu mine dokusunun sert yapısını kaybetmesi, çürüme başlangıcı olarak tanımlayabiliriz. Her yemek yediğimizde ağız içi asiditesi artar ve mine demineralize olur. Bu döngüyü remineralizasyon (mine yapımı) lehine nasıl çevirebiliriz? Ağız içerisindeki tükürük, bileşenleri sayesinde tamponlama görevi yapar. Ağızdaki asiditesi yüksek ortamı nötr bir pH seviyesine çekmeye çalışır. Böylece remineralizasyonu (mine dokusu yapımı) desteklenir. Peki tükürüğün yıkama etkisi çürümeyi önlemek için yeterli midir? Bu kişiden kişiye değişen beslenme içeriği, tükürük salgısının miktarı ve visközitesi (akışkanlığı) ile ilgilidir.

  Yapılan son çalışmalarda yetişkinlerde 1000 ve 1100 1450 ppm florür içeren diş macunlarının, florür içermeyen diş macunları ile karşılaştırıldığında, DMFT artışını (çürük insidansını) azalttıkları bildirilmiştir. Ppm değerinin milyonda biri ifade ettiğini belirtmek isterim. Dişlerimizi koruyan florür miktarı, sistemik toksik değerinin çok çok altındadır. Bu sebeple tüm bilimsel çalışmalar sonucunda altın standart olarak belirlenmiş remineralizasyonu destekleyen florür içerikli macunları tercih etmeliyiz.

   Son zamanlarda doğal içerikli macun adı altında florürsüz macunların parlatıldığını görüyoruz. Florür yok ama içinde antikaryojenik koruyucu özellikli ne var diye baktığım zaman, havyarlı diş macunu güzellemesi yapanı bile gördüm. Ne hoş bir tadı ne de ağız içine bir faydası olmayan içerikleri pazarlama stratejisi kaygısıyla raflarda görebiliyoruz. Ülkemizde sadece 1450 ppm florür üstündeki diş macunları ilaç kategorisine girdiği için, bizim rutinde kullandığımız 1100 1450 ppm florür içerikli macunlar kozmetik sektörü macunlarıyla aynı raflarda satılıyor. Yine son çalışmalara baktığım zaman zencefil, bal, kekik yağı, kakao aklınıza gelebilecek bitkisel her ürün çürük önleyici etkiye sahip mi diye deneylerde kullanılıyor. Florür kadar çürük önleme etkinliği yüksek bir madde olmadığı için altın standardımız hala florür. Bunun yanında fırçalama sırasında yutmasından endişe ettiğimiz çocuklarda florüre alternatif değil ama yardımcı başka bileşikler de var. Çocuklarda diş macun seçimini ayrıca başka bir yazıda yine konuşalım.

   Tükürüğün ağız içini yıkama etkisini artırmak için şekersiz sakızların da ağız ve diş sağlığını korumada yeri vardır. Mekanik temizliği desteklemede, tükürük akışını hızlandırmada ve yine dolaylı olarak lubrikasyon dediğimiz tükürük akışına bağlı tükürük ile ağzı yıkamada, yemek sonrası oluşan asidik ortamı nötrlemede ve zayıflamış çiğneme kaslarını geliştirmede oldukça önemlidir. Dikkat etmemiz gereken şey ise kas ve eklemlerimizi yormadan sakızı en fazla 15-20 dakika kadar çiğnemeniz gerektiği.

   Ağız ve diş sağlığının idamesi ve temizliği için günde en az iki defa diş fırçalama, en az bir defa diş ipi etkili bir mekanik temizlik için olmazsa olmazlardan. Ağız suları, gargaraları, sakız kullanımı ise bazen bazı hastalıkların tedavisinde ve ağız temizliğini desteklemede yardımcı ürünlerdir. Florürlü diş macunlarıyla ilgili olumsuz eleştirilere karşı bilimsel açıklamalar, diş hassasiyetini önleyici ve beyazlatıcı içerikli macunları da başka yazılarda değerlendirmek üzere, herkese sağlıklı gülüşler diliyorum.

Tam zamanlı diş hekimi, yarı zamanlı gezenti

Cansu Merve Karaltı