Ana Sayfa YAŞAM İNSAN İhtiyarlar Risalesi’nden

İhtiyarlar Risalesi’nden

“İhtiyarlığa girdiğim zaman; bir gün güz mevsiminde, ikindi vaktinde, yüksek bir dağda dünyaya baktım. Birden gayet rikkatli ve hazîn ve bir cihette karanlıklı bir halet bana geldi. Gördüm ki ben ihtiyarlandım, gündüz de ihtiyarlanmış, sene de ihtiyarlanmış, dünya da ihtiyarlanmış. Bu ihtiyarlıklar içinde dünyadan firak ve sevdiklerimden iftirak zamanı yakınlaştığından, ihtiyarlık beni ziyade sarstı.

Birden rahmet-i İlahiye öyle bir surette inkişaf etti ki o rikkatli hüzün ve firakı, kuvvetli bir rica ve parlak bir teselli nuruna çevirdi. Evet, ey benim gibi ihtiyarlar! Kur’an-ı Hakîm’de yüz yerde “Er-Rahmânu’r-Rahîm” sıfatlarıyla kendini bizlere takdim eden ve daima zeminin yüzünde merhamet isteyen zîhayatların imdadına rahmetini gönderen ve gaybdan her sene baharı hadsiz nimet ve hediyeleriyle doldurup rızka muhtaç bizlere yetiştiren ve zaaf ve acz derecesi nisbetinde rahmetinin cilvesini ziyade gösteren bir Hâlık-ı Rahîm’imizin rahmeti, bu ihtiyarlığımızda en büyük bir rica ve en kuvvetli bir ziyadır.

Bu rahmeti bulmak, iman ile o Rahman’a intisap etmek ve ferâizi kılmakla ona itaat etmektir.”

 (Yirmi Altıncı Lem’a, İkinci Rica)

rikkatli: acıklı

hazîn: hüzün veren, acıklı

cihet: taraf, yön

hâlet: hâl, durum

firak: ayrılık

iftirak: ayrılma

ziyade: çok

rahmet-i İlâhiye: Allah’ın herşeyi kuşatan sonsuz rahmeti

suret: biçim, şekil

rica: ümit

Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân

er-Rahmânü’r-Rahîm: bütün varlıklara olduğu gibi tek tek her bir varlığa şefkat gösteren sonsuz rahmet sahibi Allah

takdim etmek: sunmak

zemin: yer

merhamet: şefkat, acıma

zîhayat: canlı

rahmet: İlâhî şefkat ve merhamet

gayb: görünmeyen âlemler

hadsiz: sınırsız, sayısız

nimet: iyilik, lütuf, ihsan

rızık: Allah’ın ihsan ettiği nimetler, yiyecekler

zaaf: zayıflık

acz: güçsüzlük

nisbetinde: ölçüsünde

cilve: görünme, yansıma

Hâlık-ı Rahîm: sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan ve herşeyi yaratan Allah

ziya: ışık

Rahmân: çok merhamet sahibi olan ve şefkatle bütün yaratıkların rızkını veren Allah

intisap etmek: bağlanmak, mensup olmak

ferâiz: farzlar, Allah’ın kesin emirleri

itaat etmek: emre uymak, boyun eğmek